İslam ve Haya (Turkish)

İslam ve Haya (Turkish)

Çekingenlik ve utanma da demek olan haya; Allah korkusu sebebiyle Onun istemediği şeylerden çekinmek manasına gelir. Çirkin şeylerden sıkılma veya edebe uymayan bir şeyin meydana gelmesinden dolayı kalpte meydana gelen râhatsızlık şeklinde de tarif edilebilir.

Gönlün Allah korkusuyla titremesidir haya, bir günahı düşünmek titretir, Rabbini hakkıyla bilememek titretir gönlü……. İnsan tabiatında bulunan bu sıkılma ve çekinme hissidir.

‘O Allah’ın kendisini gördüğünü bilmez mi’1 gibi ayetlerde anılan iman şuuruyla ve

‘Şüphesiz Allah sizin üzerinizde her şeyi görüp gözetendir’2 ayetinde beyan edilen ihsan anlayışıyla beslenmezse uzun ömürlü olmaz.

Haya duygusu insanı yanlıştan uzaklaştırır… Dünyamızın da şuan yabancılaştığı bi duygu.

İmanın şubelerinden biri olan hayayı yaşamak ve anlamak için her konuda bize rehber olan Peygamber efendimizin (s.a.v) hadislerini anlamaya çalışalım.

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Her bir dinin kendine has bir ahlâkı vardır. İslâm’ın ahlâkı hayadır.

Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Allaha karşı olabildiğince hayalı davranınız. Allaha karşı gerektiği ölçüde hayalı olan kafasını ve kafasının içindekileri, midesini ve midesindekileri kontrol altına alsın. Ölümü ve toprakta çürümeyi hatırından çıkarmasın. Kim ahireti dilerse dünya hayatının zinetini terketmeli ,ahireti bu hayat tercih etmelidir. Kim bu söylenilenleri yerine getirirse Allah’tan hakkıyla haya etmiş olur.”

(Haya ile iman bir aradadır. Biri giderse, öteki de durmaz.)3

(İman çıplaktır, süsü haya, elbisesi takva, sermayesi fıkıh, meyvesi ameldir.) 4

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Edebsizlik ve çirkin söz girdiği şeyi çirkinleştirir. Hayâ ise girdiği şeyi güzelleştirir.”

Hayanın sembolleştiği Peygamberlerden biri olan Yusuf Aleyhisselam, ona yaklaşmayı arzu ettiğinde odadaki putun üzerini örten Züleyha’ya neden böyle yaptığını sormuştu. “Puttan utandığım için” demişti Züleyha. Yusuf Peygamber’in sözleri manidardı: “Sen sahte olan ilahından haya ediyorsun, ya ben Rabbim’den nasıl utanmam!”

Ebû Süleymân-ı Dârânî (k.s.) de: “Kul hayâ sâhibi olduğu zaman, hayır ve iyi işlere yapışır. Hayâ kalbe yerleştiğinde, nefsin arzû ve istekleri ondan uzaklaşır” demiştir..

Kalp Allah’a imanla hayat bulup canlanırsa onda haya da artar.İşte haya yaşamımızdan sıyrılıp uçarsa insanı kimse tutamaz.Ne hayatta ne de dünyada hayır kalmaz. Nefsin isteklerine karşı onurlu bir başkaldırış olan hayayı yerleştirmek için Allah ‘la olan bağlarımızı sımsıkı tutmalıyız..ALLAH’a hesap vereceğini bilen bir gönül nasıl olur da günahların yelpazesinde rüzgar misali savrulabilir..Eğer savruluyosa dünyanın ziynetlerine aldanmıştır.Nefsin isteklerine uyup uzun emeller peşinde koşmak insana ahireti unuttur.Haya ile süslenmiş gönüllerse İslamın her zaman aynası olacakır..

O hayanın en büyük tecellisi peygamber ve velilerdir.

Hertürlü kavga ve gürültünün sebebi menşei hayasızlıktır.

Hani kerem hani ayıp örtücülük nerde haya

Yüzbinlerce ayıbı örterdi enbiya…….. …( Mevlana Celaleddin Rumi)

Rumeysa GÜNEŞ

Kaynakça:

1. Alak suresi 96/14
2. Nisa suresi 4/1
3. [Hakim]
4. [Deylemi]

Leave a Response